10 Teşrinievvel 1959 tarihinde fırlatılan önceki Türk füzesi

“Dünyanın evvel bireşimli uydusu Sputnik ’in uzaya gönderilmesinden 2 sene sonraları; ayrımsız grup lise öğrencisi, Türkiye ’de daha geçmiş eşi bire bir görülmemiş ayrımsız işe imza atarak Bandırma Füze Kulübü ’apaçık kurdu ve evvel füze denemeleri başladı. Evet ya sonrası…” SSCB eliyle 4 Ekim 1957’dahi fırlatılan ve yörüngeye yerleştirilen Sputnik-1 uydusu benzeri zamanda evvel sentetik uyduydu. Sputnik 1’in uzaya gönderilmesi soğuk harp yıllarında gerçekleşti ve süper güçler beyninde bakir benzeri rakiplik olan gök yarışını birlikte başlatmış oldu. O dönemde uzaya ilk kez bir sentetik uydunun gönderilmesi, hele uzaya beceriksiz gençler arasında balaban ayrımsız heyecana illet oldu. Yıl 1959… Sputnik 1 uydusunun uzaya gönderilmesinden 2 sene sonrası… Bandırma’da yıllardır uzayla ilgilenen aynı ekip ortaöğretim öğrencisi, Sputnik’ten ilham alarak o dönemlerde eşi bire bir yepyeni tıpkı hisse senedi yaptı ve Bandırma Füze Kulübü ’cavlak kurdu. Güngör Gezer, Artuğ Sayıner, Osman Caran, Atilla Yedikardeşler ve Adnan Top Zambak isimli beş gencin kurduğu füze kulübü, her hangi kadar insanların alaycı tavırlarına maruz kalsa da çoluk çocuk kendilerini sonsuz geliştirerek füze tasarlayabilecek konuma geldi.
Liseli çoluk çocuk, 10 Ilk Teşrin 1959 tarihinde bilcümle eleştirilere karşın 1 metre boyunda, 10 santimetre çapında ve üç kilo ağırlığındaki Bernark tipi aynı füze geliştirmeyi başardı. Şişman umutlarla tasarlanan füze, ne efsus kim evvel denemede 40 metre yükseldikten bilahare denize çakıldı. Peşi Sıra aynı sene zarfında ikinci aynı deneyim elan gerçekleşti ama bu deneyim üstelik başarısız oldu. Gençlerin sıfır denemelerinin peşi sıra basında debdebeli istihbarat meydan aldı. O dönemde Cumhuriyet Altını Gazetesi yazarı olan Cevat Fehmi Başkurt, 10 Küçük Ay 1960 tarihli yazısında gençlerin muvaffakiyetsiz olmasını şu ifadelerle kaleme aldı: “Gençler darılmasınlar. Bizlere biraz türe versinler. Onlar apayrı dünyalarda yaşıyorlar. Halbuki biz, daha bu dünyadaki meselelerimizi halledemedik. Durun bakalım. Öğür kavgaları bitsin. Cezayir meselesi sona ersin. Kıbrıs ’ta cumhuriyet ilan edilsin. Seçimler yapılsın. Kongreler tamamlansın. Elbette füzelere birlikte koridor gelir.” Gazetelerin beraberinde insanlar birlikte liseli gençlerle orostopolluk geçmeye başladı.  Ancak çoluk çocuk, umum eleştirileri tıpkı kenara bırakarak çalışmalarına devam etti.Türkiye’deki gençlerin başarısı Avrupa basınının da ilgisini çeker. Füze ekibinin isimleri  Amerika, Hollanda ve İtalya ’da gök çalışmaları ile ilişik dergilerde sıkça geçmeye başlar. Ülkelerini mahdut dışında künde etmenin gururunu ateş parçası gençler, kulübün adını “Bandırma Havacılık ve Gök Bilimi Roket Kulübü (BHARK)” olarak değiştirir. Başarılar geldikçe derneğe üniversiteliler, uzmanlar, akademisyenler katılır. O dönemde derneğe katılanlardan biri bile İTÜ Araba Mühendisliği ’nde görev özne öğretim üyesi Kirkor Divarcı ’dır. Divarcı’nın hayali; zat tasarladığı Marmara-1 isimli roketi fırlatmaktır. Kulübün projesinin İTÜ tarafından onaylanmasının peşi sıra Türk Silahlı Kuvvetleri ile temasa geçilir. Ordunun birlikte desteğini alan Kirkor, ekibiyle gelişigüzel kesintisiz meşgul ve 30 Ağustos 1962 ’üstelik yani Utku Bayramı ’nda roketi fırlatmaya değişmeyen verir. 30 Ağustos 1962 tarihi geldiğinde, üstünde Türk bayrağı olan, 1 metre 33 santimetrelik ve 1.5 kilogramlık ilk Türk füzesi Marmara-1 gökyüzünde süzülmeye başlar…Cumhuriyet Altını Gazetesi yazarı Hamdi Varoğlu, 2 Eylül 1962 tarihli yazısında, gençlerin bu büyük başarılarına yapılan müstehzi eleştirilere ve ilgisizliğe şu satırlarıyla cebin yarar: “El alem gökleri fethetti, fezada dolaşmadık yer bırakmadı, yakında Mars ’e Ay ’a, sonra belki sair yıldızlara, sabahleyin kahvesine masraf gibi yolculuk dizgi edecek. Tığ beri tarafta, bu işi nikbet yazar sırrını keşfetmeye müteharrik gençlerimize demet adına tayyare mezarlığı gösteriyoruz. Temel hicap verici başka benzeri madde elan var: Bandırmalı gençlere sunma çokça müzaheret eden Amerika Füze Kulübü imiş. İlgi namevcut, arkalama namevcut, ama muadele ile işin alayındayız. Hezarfen Ahmet Efendi ’den bu yana ayrımsız arpa boyu kere alamamışız diyeceğim geliyor.”
Bu müspet ve yavaş donör yazılardan kuvvet alan Bandırma Füze Kulübü üyeleri 3 Eylül 1962 ’bile kullanılmamış bire bir denemeyle ‘MARMARA 2 ’ roketini fırlatırlar. Gliserin ve asfalt karışımı likit ayrımsız yakıt kullanılan roket ilkokul metrelik benzeri tütün tabakasının arasından göğe makul fırlar ve ilkokul saniye zarfında bulutlar arasında kaybolur.13 metre boyunda, altı metre çapında ve 5,50 kilo ağırlığındaki ‘MARMARA 2 ’ roketi hep aramalara karşın bulunamaz. Fırlatılışta kâin gözlemciler roketin 15 kilometreden aşkın kat aldığını adisyon ederler. Bu liyakatli fırlatış gazetelerde övme komple haberlere laf olurken, ayrımsız zamanda Bandırma Füze Kulübü’hangi amatörler arası füze yarışmasında dünya üçüncülüğünü kazandırır. Takım imdi neredeyse her hafta yıpranmamış ayrımsız atış denemesi yapmaktadır. Marmara-2 ’yi, Hürriyet-1 ve Hürriyet-2 füzeleri izler. Marmara-3 denemesinde füze havalanamaz. Etraflı aynı aradan bilahare mevrut bu akim sonuç, ekibin canını sıksa birlikte şevkini kırmaz. Ekip henüz üstelik hırslanarak, Marmara-4 ’ü yapar. Balaban benzeri fiyasko olan Marmara-3 ’ün tersine, Marmara-4 tam 5 bin 415 metre yükseğe çıkarak dayanılmaz tıpkı başarı sağlar Grup, bu başarısından dolayı Gelgel Soy Komutanı Albay Halim Menteş marifetiyle tebrik edilir. Dönemin Reisicumhur Cemal Gürsel ’in ise ekibe mesajı şöyledir: “Sizi yolunuzdan artırmak talip şahıslar bulunacaktır. Onlara içinizdeki, Türk milletine başmaklık, yapılmayacak gibi zahirî şeyleri yaptıracak olan imanınızla karşılık veriniz.”
Bu başarılar, Türkiye ’nin gelişmesini istemeyenleri erinçsiz etmiş olacak kim, bir anda destekler çekilmeye, herhangi bir öz tepetaklak olmaya başlar.Ancak gazeteciler, gençleri MEMLUK propagandası yapmakla suçlar. Bu dahi yetmezmiş kadar, ekibin beyni olan Kirkor Divarcı ’nın evinde tanınmayan tıpkı sebeple cuşuhuruş kazanç ve projelere dair cemi yazılı belgeler, planlar karı ile gelişigüzel cümle olur. Fenomen için şanssızlık denir ve konusunda tek gidilmez. Kamu emekleri boşa giden Divarcı, adeta hayata küser ve bire bir daha kullanılmamış proje yapmama kararı alır. Kısıtlı imkanlarına, yekpare alaycı eleştirilere karşın, feza üzerine iri amal eden, Amerika, Almanya, Rusya ile yarışan ekipten geriye vakit kaybetmeden beş altı gazete kupürü ve hayata küsen Kirkor Divarcı ’nın unutulan hikayesi kalır… Uygulayım Bilimi Tarihi’nin farklı bölümlerine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Tıpkı ahir Teknoloji Tarihi yolculuğumuzda ahbaplık etmek üzere. Hoşçakalın..
Share: